Neymiş bu 6 ay arkadaş! Yıldım yemin ediyorum... (Şimdi terrible two anneleri götüyle gülüyordur bana eminim)
Sinirleri alt-üst eden çarpıcı bir uyku bozukluğu, uyuyamama, uyuyup uyku sikluslarını bağlayamama, yüzüstü dönme ve geri dönmeye çalışma, emekleme çalışması, emekleyemeyip sinir olup ağlama, ve tabiki de diş çıkarma! Herşey aynı gün oldu sanki. Bugün 23/11/2015, yani tam 6 ay 1 haftalık. Ve 1 haftadır emekleme için dizlerinin üzerinde ileri geri yaylanma ve diş arasında 30 dakikadan fazla uyuyabilmesi için çalışıyorum. 11 kiloyu geçkin bebe. ne bel kaldı ne kol ne de kafa. Elizabeth pantley ile aman sabahlar olmasın. Yatayım bari de belim dinlensin.
23 Kasım 2015 Pazartesi
Takılmacalar - 1
Eskilerden öyle duyuyorduk; normal doğumda annelik hormonu salgılanıyor da, sezaryen doğumda öyle bişey olmadığı için kadın anne olduğunu hissetmiyor falandı. Doktorum "iri bu çocuk gel biz bunu alalım (iyi huylu ur sanki)" dediğinde üzüldüğüm şeylerden biri de buydu. Doğum hikayesi ayrı bir hikaye olarak notu düşülsün, Yiğit Ali doğdu (ya da alındı). Ve evet ben karın ağrısı dışında hiç birşey hissetmiyordum. Bi kere hamileliğim bitmişti, üzücü bi durumdu bi' kere, o kadar ay kendini hazırlıyosun, 45 dakikada hop bitti gitti diyorlar. Çarşıdan bebek almışım gibi.
Hamileyken doğum kitapları ve bebeğin anne karnında gelişimi hakkında kitaplar okuyan kafama sıçayım! Hiç birşey bilmediğimi, hastanedeki ilk gecemde anladım. Öyle güzeldi ki, içime tekrar sokmak istiyordum. Ama bir o kadar üzgündüm, azıcık ağlayınca neden ağladığını anlamadığım için üzülüyordum. Bitip tükenmek bilmeyen "aç bu çocuk"çular yüzünden sütü olmayan sezaryenci ana olduğuma üzülüyordum. Onun için ne travmatik bi durumdu, kucağıma alıp "korkacak bişey olmadığını" söylemek istiyordum sürekli. Gene de onun olan bitenin farkında olmaması gibi ben de farkında değildim pek. Eve gitmeyi bekliyordum heycanla. İşte maceramız da eve geldikten sonra başlıyor!
Salonda yatırdık bir süre. sanırım 2-3 hafta kadar anneler kaldı sadece. Benim annem ne bok yemeye ikide bir evine kaçıp durdu onu bilmiyorum ama biraz iyi de olmuştu sanki. E baktılar her işi yapan bir kocam var, haliyle herkes bir bir çekildi. Gün be gün yeni şeyler öğreniyordu bebeğim. Ve -bütün gün- birlikte olduğum için görebiliyordum bunu. İlk bana baktığını hissettiğim an... veya ilk kez güldüğün an... İşte o zaman esas annelik denilen bağlanma başlıyor bence. İletişim başladıkça örülen bir bağ. Emzirme sırasında yüze dokunan el, bana git gide büyüyen gözlerle atılan bakışlar, ellerini izlemeler, alt değiştirme sırasındaki ayak direştirmeler... Yorucu ama işte o bir gülüşün alıp götürdüğü yorgunluk.
Hamileyken doğum kitapları ve bebeğin anne karnında gelişimi hakkında kitaplar okuyan kafama sıçayım! Hiç birşey bilmediğimi, hastanedeki ilk gecemde anladım. Öyle güzeldi ki, içime tekrar sokmak istiyordum. Ama bir o kadar üzgündüm, azıcık ağlayınca neden ağladığını anlamadığım için üzülüyordum. Bitip tükenmek bilmeyen "aç bu çocuk"çular yüzünden sütü olmayan sezaryenci ana olduğuma üzülüyordum. Onun için ne travmatik bi durumdu, kucağıma alıp "korkacak bişey olmadığını" söylemek istiyordum sürekli. Gene de onun olan bitenin farkında olmaması gibi ben de farkında değildim pek. Eve gitmeyi bekliyordum heycanla. İşte maceramız da eve geldikten sonra başlıyor!
Salonda yatırdık bir süre. sanırım 2-3 hafta kadar anneler kaldı sadece. Benim annem ne bok yemeye ikide bir evine kaçıp durdu onu bilmiyorum ama biraz iyi de olmuştu sanki. E baktılar her işi yapan bir kocam var, haliyle herkes bir bir çekildi. Gün be gün yeni şeyler öğreniyordu bebeğim. Ve -bütün gün- birlikte olduğum için görebiliyordum bunu. İlk bana baktığını hissettiğim an... veya ilk kez güldüğün an... İşte o zaman esas annelik denilen bağlanma başlıyor bence. İletişim başladıkça örülen bir bağ. Emzirme sırasında yüze dokunan el, bana git gide büyüyen gözlerle atılan bakışlar, ellerini izlemeler, alt değiştirme sırasındaki ayak direştirmeler... Yorucu ama işte o bir gülüşün alıp götürdüğü yorgunluk.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)