26 Mart 2016 Cumartesi

9 ay krizi

Emeklemeyi başarmanın sevinci kısa sürdü. "Oğlum oraya gitme, annecim dur onu yapa, bak kafanı çarparsın, ay ay ay ay ayyy gitti toto!" ile gün bitiyor. Heycanı onun için de yüksek olmalı ki gece bile kalkıp emekliyor. Bir de bunu saat başı yapmasa da biraz uyusa annesi...

"Anneler, uykunun insan hayatı için çok da gerekli olmadığı savı için yapılan bir deneyin parçası" demiş bir çizer. Yok anacım, bizde durum hiç öyle değil. Bildiğin agresif agresif davranıyorum el kadar bebeğe, sinir stres yapıyorum, baharatı buzdolabına koyuyorum, şampuanla dişimi fırçalıyorum filan. Olmaz, bana sökmedi.

Nereden denk geldim şu attachment parenting'e? Emzir dediler emzirdik, sarıl dediler sarıldık, bebeğini giy dediler giydik (babywearing ayrı bir konu olarak yazacağım, şahhane bişey aslında), birlikte uyudediler, hadi co-sleep yapalım annem dedik onu da yaptık. Uyku eğitimi, tuvalet eğitimi gibi 'eğitim' içeren herşeye karşı durduk. Sevdik, öptük, kokladık... Ne zaman ekmeği yiyecez lan bunu? Bu bebe ne zaman akıllı uslu uyku uyuyacak? Ne zaman ben bırakıp gidince arkamdan ağlamayacak? Ne zaman kese yapacam banyoda? (bunun cevabı '45 yaşında' olmasa iyi olur, zira ölüderi topağı oldum) 

Baba da yok başımızda, babanne de kaçıyor durmadan. Anneanne de en sonunda patladı "canımdan bezdim" diye. Bu üremeye meraklı insanlığın kuş kadar aklı yok amk! Bir gülüşe değer mi lan bu eziyet? 

Değer...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder